Profilo di GürolGürolFotoBlogElenchiAltro Strumenti Guida

Blog


    18 ottobre

    Insanca Yasamanin Mutlulu[u

    İnsanca yaşamanın ve paylaşımın mutluluğu!

     

    Bir avuç toprak için yor kendini... (Görüntüler hiçbirşey ifade etmez) Vizyon 1999 - Son vizyon 2007

    (Köre ışık yakma gaza yazıktır)


    Ölüm vardır beykâfi sakın meyletme dünyaya
    Kapılma evlayken sakın aldanma hülyaya
    Çalış emri ilahi gücün yettikçe iknâya
    Gelenler hep sefer eyler muhakak dâru ukbaya
    Yüzünden iltica ile cenap sat mevlaya

     

    Acaba bir insan kurtarmak için niçin 10 seneden bu yana bu kadar ağır davranılıyor ya da sorumlu olduğu insanları eskileri unutmuşlar bahanesi ile cezalandırmakla, başka ülke insanları için yırtınan kendi insanı için susarak insandan tasarrufmu yoksa işlerinemi gelmiyor... Biz unutmadık ama bu işle sorumlular niçin devletin bedava telefonunu bile kullanamamış yoksa suçlarını bildikleri için mi? İnsanların canlısına bakmak masraflımı? Bir insan kurtarmak için oflayıp puflamaktan başka birşey yapamayan kişilerden birşey göremezsiniz... Daha doğrusu köprüyü geçene kadar mantığının zararları...

    İnsanları kurtarmayı bıraktığınız ve kaçtığınız için üzüldük... Ankara ve Marmara depreminde tekrar görüşmek üzere...

    Yapılması gereken önemli bir iş vardı ... Herkes, Birisi’nin bu işi yapacağından emindi. Gerçi işi, Herhangi Biri de yapabilirdi. Ama Hiç Kimse yapmadı... Birisi buna çok kızdı. Çünkü iş Herkes’in işiydi. Herkes, Herhangi Biri’nin bu işi yapabileceğini düşünüyordu. Ama Hiç Kimse, Herkes’in yapamayacağının farkında değildi. Sonunda; Herhangi Biri’nin yapabileceği bir işi, Hiç Kimse yapmadığı için, Herkes, Birisi’ni suçladı.
    Not: 1999 senesinden bu yana bir insan kurtarmak için üstlerine vazife olan kişiler 3-5 kuruş hesabı ya da para konusunu gereksiz yere önplana çıkarması ve bir insan kurtarmak için zor durumda kalacağı, kurtardığı takdirde görevini etkileyeceğinden iletişim kurulamamış ya da kurulmak istenilmemiş olması; herzaman işin kolayına kaçarak para konusunu irdelemesini traji-komedi olarak görmekteyim. Çünkü kendine hayrı olmayanın millete ne hayrı olurki... Üstelik kendisine emanet edilen insanlar konusunda ülkenin en cimrisi olursa ne beklenir... İnsanların ölmesini iğrenç ve ahlak dışı bulduğumu belirterek yardımlaşmalara şahsi olarak devam edeceğimi belirtirim... İnsan hayatı kurtarmakla yükümlü bulunan kişilerin 10 seneye yakın zamandır hukuk maddelerini, çalışma kanunlarını bildiği halde hiçbirşey yapamaması, bir insan hayatı bile kurtarmak istememesi kanunen asıl büyük bir cesarettir... İnsanca yaşamanın ve paylaşımın mutluluğunu 9 seneden beri devam eden ülkemizin bitmek bilmeyen sorunlarından biri olan depremle içiçe yaşamış birisi olarak insanın değerini, paylaşmanın ve iletişimin önemini belirtmek istiyorum... Önemli olan büyük bir azim içinde yılmadan sonuca ulaşmak... Sorunları çözemeyenlerin beceriksiz, çözenlerin becerikli olduğu bir dünyada yaşadığımızı unutmadan... İnsanların ölümünü seyretmeden insanca paylaşımın güzelliğini size yaşanılmadan anlatılamayacağını belirtmek isterim. Küçücük çocukların gücüyle onlara bir parça yardımcı olabilmek çok güzel bir duygu. Büyükler zaten kendi kararlarını kendileri verebiliyor... Bu çalışmalar içinde gerek TÜBİTAK-MAM olsun gerek YURT GELİfiTİRME VAKFI olsun çoğu yere projeler için başvurulmuş ama ilginç olacak ki bir cevap ğğbile alınamamış.

    Hatta AB distribütörü olan bir şirkette 2000 senesinde beraber çalışılmış Afyon depremi bir gün öncesi (02.02.2002 Cumartesi akşamı BP Tüpgaz bayii; M.Kartal'a da sorulabilir! 16 Ağustos 1999 saat 23.00 - 24.00 arası yaşadıklarından farklı ne oldu?) ESATPAfiA İSTANBUL'da önlem alınması için çalışılmış ve başarılı sonuca ulaşılmıştır. İte kaka, uyarı üstüne uyarı vererek, insanlara görevlerini hatırlatarak merkez üssü Bolvadin olan depremde 42 kişi ölü, 150 yaralı ile çıkıldı. (Böyle depremlerde en kötü şey halkın bilinçsiz olması, kimin nerede olduğunun belli olmaması, insanları bir yerlerde aramak ve toplamak en zor bölümdür. Burada en önemli nokta olay gerçekleşirken uygulama sonucunun olumlu olması. Bir olayda işi yapabilecek vasıfta olamadığını bilememek ve uygulama olmadıktan sonra istediğin kadar araştır değişen ne olur?) Bingöl depremi malum bina yeni diye okuldan çocuk çıkarmamak bu da ilginç bir olay...En ilginç olay ise yardımlaşma talebinde bulunulan kişi ve kurumların hep iyi kadroya sahip olması hatta savunmanın bile emanet edildiği kişi olan Prof. Ömer Anlağan'ın 2006 senesinde 06.06.2006 tarihli dilekçe sonucunda ise ilginç araştırma yöntemiyle cevap vermesi (Aynı Gölcük depremi öncesi gibi... "Gençler bilimle ilgilenmiyor" diyebiliyor.. Kendisine bir sorumluluk ve insanlar emanet edildiği halde niçin "yerinde say marş"tan öteye bir adım bile atamıyor? Ülke yararına ve öncelikle direkt olarak insan hayatına etki eden bir konuda niçin yardımlaşma taleplerinden kaçınılmak isteniliyor ya da hep kaçılıyor???? Türk Yasalarında 247, 266, 250, 251 (1), 255 (1), 257 (4), 260 (1), 170 (1) gibi maddeler ve kurumların misyon, vizyonları herşeyi açıkça belirtmiyor mu? Aslında bu insanlar bu ülkede depremler olmadan önce 9 senedir neredeydi oda halen anlaşılamamıştır. Deprem olduktan sonra yapılan ekspertif açıklamalardan başka yapılacak araştırma yok muydu?

    Prof.Naci Görür "3 sene radon gazı çalışması boşa gitti", Prof.Ahmet Ercan "2.5 sene bir su tahlili yüzünden boşa gitti", vb. gibi kendi dillerinden basın-yayında tonlarca açıklamalar. Bir paket sigara parası bile etmeyen bir tahlil sonucu boşa giden çalışmalara aldırmadan; kısaca sırtını bir yerlere yaslayıp seyirci kalmadan çalışmak ve bir insan fazla kurtulsun diye uğraşmak en güzeli. Bir telefon etmek çok mu pahalı ya da insanları tanımadan, konuşmadan, anlamadan karar vermek çok mu zor. Yıllarca ülkemizde bile depremle uğraşıp bir deprem hazırlığı bile yapamadan ve emekli olan insanlar olduğu unutulmamalı. 10 Temmuz 1999 günü Edremit'te Kanadalı'nın gönderdiği faxa istimaden deprem olmadı diye deprem bayramı yapanları unutmamalı. (Bu kişiler bilimsel ve akademik olarak çalışmaları ispatlanmış kişiler. TC kanunlarında insan hayatı, görev vb. kanunlar bulunmakta). İnsanların ölüp ölmeyeceği için seçim yapmak zorunda bırakılmalı mı? Toplumun büyük bir kesimine hitap eden bir konuda gelişim ve eğitim için olanak tanımak kimin sorumluluğunda? Ya da o kişiye eğitim verilmemişse suç kimin? Yıllar geçtikçe insan; 1999 senesinde Gölcük bölgesinde deprem beklerken deprem olmadan 3-4 saat önce niçin hazırlıklı bir kadronun olmadığını ve iletişim sağlanamadığı, vurdumduymazlığı? daha iyi anlamakta. Çekmeköy'de 17 Ağustos 1999'da saat 03.10'da neden Gölcük ve Darıca üzerinde 5 dakika helikopterle uçularak geri dönülsün denildiği daha iyi anlaşılacaktır. Sonuç olarak ezilmeden yenilmek???? ne demekse 18186 ölü, 51835 yaralı sadece insan konusunda... Oysa biraz ilgiyle, bir telefonla daha çok insan, daha az yangınla çıkılmazmıydı!.. 2007 senesinde dahi Sayın Kalaycıoğlu'nun kendi sözleriyle "bir arpa boyu bile yol alamadık" demesi bulundukları konumu daha iyi anlatmakta... Her depremden sonra deprem uzmanlarının basın-yayında önlem alın demeleri kime ne ifade ediyor!!! Kendilerine makam, görev ve bu iş karşılığında bir ücret verildiği düşünülürse babasının hayrına yapmadığına göre; (06.04.2004 / 6098 nolu dilekçeden sonra bırakıp gitmekle insanlara nasıl yardımcı olmayı düşünüyor? Ya da deprem olmadan önce birde adam peşinde mi koşulacak anlaşılamamıştır?) 70 milyona yaklaşan bir nüfus ve ekonomiyi düşününce olayın önemi daha iyi ortaya çıkıyor. Bir insan etrafına yararlı olamıyorsa bence o işi yapmamalı... İllaki kendisi yapacak diye insanların ölmesine ve kurumsal çalışmaların yükselmesine engel olmamalı.

    16 Ağustos 1999 akşamında yaşanan traji-komedi gibi Gölcük için olanı tekrar 9 seneye yaymak ne anlam taşıyacak, ne değişecek, böyle anlayışlarla nasıl yapılacak? Olayları seyretmekle ne kazanılacak? Geçen süre içindeki olaylar prova edildiğinde ülke ve insan için kayıbın ne kadar büyük olduğu anlaşılmayacak mı?... Projelerle ilgili bölüm haberleşmeleri de ele alırsak bir araştırma bile yapamamış, sadece yazı yazmaktan öteye gidememiş kişilerin ulaşacağı sonuçta ne değişecek. Depremle ilgili kurumun misyonu, vizyonu, ahlaki etik çalışma kurallarını belirlenmişken her afette askerin ön planda olması Sayın Işıkara'nın dediği gibi "askeriye depremde en iyi" olarak belirtmesi ne anlam taşıyor. Uluslararası konumda çalışma durumu belli olan kurumun gelişmesi için teknoloji ve iletişim çağında olduğumuza göre iletişim kurmak çok mu zor? Haluk Ünaldı vb. gibi insanlarla çalışılmış ve yine azimle başarılı sonuçlara beraberce ulaşılmıştır. İnsanların fazla ölmesi, kurum ve üniversitenin uluslararası konumdaki kaybı, insan hayatı kurtarmak vatan hainliği mi, kötü prestij ve statü iyi bir kritermi olup olmadığı anlaşılamadığından, 15 günlük hesaplama (3-5 kuruş hesabı herhalde yada kimin umurunda) 17 Ağustos 2001 senesinde günün anlamını anlatmak amacıyla istifa edilerek tek olarak tekrar çalışmalara başlamış olup, Endonezya (Tekrar mı denilen), Japonya (06.01.2007), 17.01.2005 Girit 6.3-6.5, Mexico, San Francisco vb. USA sel öncesi gibi değişik yerlerde kendime ait özgün öncelikli çalışmalar yaparak iyi sonuçlara ulaştım. Bu arada 9 senedir telefon aracılığı ile iletişim kurduğum insanlarda bulunmakta. Onlarında büyük katkıları var ve devam etmekte. Yapılması gereken bir işi sonuçlandırarak iş takibinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmakta. Kanadalı depremcinin uyarısı, Lee'nin tahmini ve ortaya üstüne vazife olupda sonuca gidemeyenlere atfedilecek iş takibinin getirdiğ başarılı? bir sonuç....Fotoğraf bölümünde bu kurumlara, kişilere ve olay öncesi gönderilen maillere ait resimleri bulabileceksiniz. Evrensel ve ahlaki etik çalışma kuralları içerisinde mutluluğun paylaşımını sizlere yansıtmak istiyorum.... Hayat devam ediyor....

    Sayg?lar?mla

    Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir. Bilim, gerçeği bilmektir. Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız. Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir. M.Kemal Atatürk

    Olgun insan, güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceklerini söyleyen adamdır. Confucius

    Zoru başarmak sadece zamanımızı? alır... (1999-2000, 99+1)

    Zaman akıp gidiyor dur demek olmaz!...

    NOT: Bu işi yapıpda cebine para girdi mi diyenlere ve bu işin acelesimi var diye düşünenlere yukarıdaki yazı atfedilir. İşin ilginç yanı depremlerin çoğunlukla cumartesi, pazar gibi günlere denk gelmesi ve aynı kişiler etrafında toplanması... 9 sene içinde Marmara depremi, Afyon, Bingöl, Endonezya vb. gibi depremlerde kurtulan insanlar için depremle ilgili kurumda yardımlaşma çabalarında bulunulmak istenilen kişiler bilse ne olur bilmese ne olur; kendi kendine oluşturdukları engelli parkuru aşabilecekler mi? 9 senedir iletişim bile kurulmayan projelerde ölü-yaralı koleksiyonu mu yapılıyor. Öyle ya da böyle sonuçta kurtulan daha fazla insan değil mi? Mümkün olan olanaklarda yapılan hataları insanların hayatlarıyla veya başkalarının ödemesi mantıklı mı? T.C. kanunlarında insan hayatını tehlikeye atmak, memuriyet çalışma kuralları vb. gibi kanunlar açıkça insanlara hizmeti belirtmekte.... (Osman Bey gibi herşeye tamam deyip boşvermekle bu iş olmuyor.) Sonuç olarak insanlar?n ölüp ölmeyece?i konusunda seçim yapmak ya da yard?mla?ma çerçevesi içerisinde insan hayat? kurtarmak konusunda seyirci kalamadık... Anlaşılamayan tek konu ise bu depremler ve olaylar olurken bu işle ilgili insanların ne yaptığı (yapacak birşey olsa yapılırdı), konunun neresinde veya amacının ne olduğu? Ve bu yardımlaşma olayları böyle ilginç, saçma sapan şartlar altında yapılarak başarıya ulaşıldığıdır. Yardımlaşma çabaları içerisinde adı geçen kişilere ne iş yaptıkları ve olaylarda ne gibi önlemler aldığı sorulsa ne cevap verecek. "Ben ne yapabilirim ki" diyerek bilgi edinme haklarına göre eline ne geçti. Toplumun büyük bir kesimini ve insanlara etki eden bir olayda birşeyler yapamamak ne ifade ediyor? Depremin kökü kurumayacağına göre oturup seyretmekle ne anlaşılıyor? 16 Ağustos - 17 Ağustos 1999 gecesinin sırrını çözmek yaşanılan olayları geri getiremez ama neler yapılması gerektiği hakkında çok yardımı olacak dersler alınacaktır.. Bu süre içinde adı geçenlerin mevkileri ve yaptıkları işe bakıldığında nasıl parmaklarını bile oynatamadıkları görülecektir. 2000 senesinde yapılan deprem yardımlaşmaları karşılığında suçu olmayanların "birşey yapamadık", "bir yardımımız olmadı" gibi olaylardan ötürü vicdani rahatsızlık duymaması için "hiçkimsenin manevi olarak borcu yoktur" diye deprem sonrası açıklama yapılmıştır... Depremde yardımlaşmaya olumlu bakan ve hazırlık yapacak askeriyeden başka kurum ya da kişiler yokmu? Vurdumduymazlıktan, görmemezlikten ve rezaletten başka yapacak bir şey yok mu? Deprem yardımlaşmalarındaki iletişimde görevli kişilere ulaşımı sağlamak sonucu hep başarısız olurken (depremle ilgili kişilerin) yıllardır seyretmekle farkında olmadan seri cinayetlere dönüşmesi olumlu bir şey mi? Beynimin hiçbir hücresi bu insanlar ne yaptı da bu cezayı haketti anlayamamıştır.


    Commenti

    Attendere...
    Il commento immesso è troppo lungo. Immetti un commento più breve.
    Immissione non effettuata. Riprova.
    Impossibile aggiungere il commento al momento. Riprova più tardi.
    Per aggiungere un commento è necessaria l'autorizzazione di un genitore. Chiedi autorizzazione
    I tuoi genitori hanno disattivato i commenti.
    Impossibile eliminare il commento al momento. Riprova più tardi.
    Hai raggiunto il numero massimo di commenti pubblicabili giornalmente. Riprova tra 24 ore.
    Impossibile lasciare commenti. La funzionalità è stata disattivata perché i sistemi hanno rilevato una possibile attività di spamming dal tuo account. Se ritieni che il tuo account è stato disattivato per errore, contatta il supporto tecnico di Windows Live.
    Esegui il seguente controllo di protezione per completare la pubblicazione del commento.
    I caratteri digitati nel controllo di protezione devono corrispondere ai caratteri dell'immagine o della riproduzione audio.

    Per aggiungere un commento, accedi con il tuo Windows Live ID (se utilizzi Hotmail, Messenger o Xbox LIVE possiedi già un Windows Live ID). Accedi


    Non hai ancora un Windows Live ID? Registrati

    Riferimenti

    L'URL di riferimento per questo intervento è:
    http://cid-ccaf1d4f37fdb9e3.spaces.live.com/blog/cns!CCAF1D4F37FDB9E3!152.trak
    Blog che fanno riferimento a questo intervento
    • Nessuno